|
Kuranı Kerimde Yüce Allah (cc) buyuruyor ki; “Şüphesiz ki Allah, çokça tevbe edenleri ve temizlenenleri sever.” (Bakara; 222) Hz. Peygamber (sav); ise şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki, Allah temizdir, temizliği sever.” (Tirmizi) Bilindiği gibi üç çeşit temizlik vardır.
Birincisi; bedeni necasetten ve taharetsizlikten temizlemektir. (Necaset ve taharetsizlik ile ilgili bilgiler için ilmihal kitaplarına müracaat edilmelidir. Çünkü bu kitaptan maksat; ahlaken uyulması gereken hususların açıklanmasıdır.)
İkincisi; dimağı Allah-u Zülcelal’i düşünmenin dışındaki her şeyden temizlemektir.
Üçüncüsü; kalbi kötü ahlaktan ve riya, kibir ve ucb gibi rezil huylardan temizlemektir. Dinimizde kalp ve aklın temizliği çok önemlidir. Çünkü bunlar temiz olmadıkça, Allah marifeti içlerine girmez ve O’nun nuru üzerlerine yansımaz. Nitekim Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Gerçek şudur ki; gözler kör olmaz. Ancak göğüslerdeki kalpler kör olur.” (Hacc; 46)
Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Uyanık olun, insanın cesedinde bir et parçası vardır. Eğer o et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o fesada uğrarsa bütün vücutta fesada (bozulmaya) uğrar. Dikkat edin o da kalptir." (Buhari, Müslim)
Gerçekten dinin esası, kişinin içindeki bilgi ve amellerdir. Bunlar olmadan dış görünüşteki ameller fayda vermez. Mesela bir insan namaz kılıyor ama riya niyetiyle kılıyor. Böyle bir amel elbette yerini bulmaz. Bilindiği gibi; riya, kibir, ucb, hased gibi hastalıklar kalbi olan hastalıklardır. Bu hastalıkların hepsi kalbi öldürücü hastalıklardır.
Kalp, Allah-u Zülcelal’e ulaşabilmenin ve O’nun rızasını kazanabilmenin en büyük vasıtasıdır. Günahlarla paslanmış kör bir hale gelen kalp Allah-u Zülcelal’in nurunu alamaz. Günahlar insanın kalbini paslandırıp kör bir hale getirirler.
İnsan günah işlediği zaman, kalbine siyah bir nokta yerleştirilir. Tevbe edince kalbi cilalanır ve parlar. Dolayısıyla o siyah nokta kaybolur. Ama tevbe etmez-se ve günah işlemeye devam ederse, nokta nokta kalp kararır. Nihayet bu siyahlık bütün kalbi kaplar. İşte bu siyahlıklar kalbi kaplamadan tevbe etmek ve kalbi temizlemeye yönelmek gerekir. Kalbini tevbe ile temizlemeyip, Allah-u Zülcelal’in huzuruna paslı bir kalp ile giden kimsenin sonu perişanlıktır.
Cabir b. Ubeyd el-Adevi şöyle demiştir: Ala b. Ziyad’a kalbimdeki vesveselerden şikâyette bulundum. Bana dedi ki: “Kalp, uğranılan bir ev gibidir. Şeytan oraya uğradığı zaman bir şey varsa alır, yoksa bırakıp gider. Yani heva ve heves olmayan gönüle şeytan giremez.”
İnsanın çaresi kalbini Allah-u Zülcelal’e sadık yapmasıdır. Çünkü kalp Allah-u Zülcelal’in nazargahıdır. Allah-u Zülcelal’i unutturacak olan her şeyi kalpten çıkarmak lazımdır.
|